Yağışlı günlerin bana hatırlattıkları sanırım sizleri de geçmişe doğru bir hatırlamaya yöneltmiştir. Durup dururken uygulama bahçeleri konusunu hatırlamanın bugüne ne yararı var diyebilirsiniz.
Geçmişi hatırlamaz isek, geleceğe güvenle bakamayız. Canım o kadar iş güç sırasında geçmişi hatırlamanın ne faydası olabilir ki sorusu gelebilir. İnsanoğlu bazen kendine bazıda kendinden başkalarına ulaşabilecek yorumlar yaparlar. Yorumların bazıları günlük bazıları da geleceğimizi etkiler. Eğer birileri bir şeyler yazıp çiziyorsa ya da günümüzün iletişim araçlarından yararlanıyorsa ya da yararlanmak istiyorsa onları sakın küçümsememeliyiz. Bazen çok küçük gibi görülen gelişmeler geleceğimiz açısından bizi düşünmeye yönlendirmelidir. Eğer sokakta ki gelişmeleri görmemek ya da duymamak gibi bir durumu kendimize ilke edinirsek büyük bir yanılgıya kapılıyoruz demektir. İnsan tek başına yaşayan bir yaratık değildir. Çevresinde kendisi gibi yaşayan insanların bulunmasını arzu eder. İnsanoğlu eskiden bir etkilenecek olayı yarım yıl gibi bir süre sonra duyabilirdi. Şimdi olaylar çok kısa bir sürede iletişim araçları sayesinde göz açıp kapayıncaya kadar edinme olanağı var. Kısaca sokakta olup bitenleri eskiden olduğu gibi kapı aralığından izleme yerine oturup bir değerlendirme yapmalıyız.
Yazımın başlığında yer alan “Tarih olan uygulama bahçeleri” hakkında sizleri bilgilendirmek isterim. Uygulama bahçeleri 17 Nisan 1940 tarihinde TBMM’de kabul edilen bir yasa ile Köy ilkokullarında zorunlu olarak bulunduruluyordu. Büyüklük konusuna değinecek olursak okul yöresinin etrafındaki toprakların genişliğine bağlıdır. Bazı okullarda birkaç dönüm iken bazı okullarda bir hektara kadar büyüklükte bulunuyordu. Köy çocukları bu uygulama bahçelerinde hemen her gün dört saat tarımla uğraşıyordu. Büyük sınıflar da bulunan öğrencilere kirizma denilen işlem yaptırılıyordu. Bu arada KİRİZMA’nın ne işe yarayacağı akla gelebilir. Toprağı belli derinlikte kazarak dinlenmiş olanı üste, yorgun olan bölümünü toprak altına verme gibi bir olay diyebiliriz.
Uygulama bahçelerinde yörede yetişebilecek bitkiler öğrenciler tarafından yetiştiriliyor. Böylece köy çocukları toprağı işlemeyi ve bitkileri yetiştirmeyi öğretmenlerin denetiminde gerçekleştiriyordu. Bu tür uygulama yalnız köy okullarında yapılıyordu.
Köy İlkokullarında ki bu “Uygulama bahçeleri” Köy Enstitüleri’nin kapatılmasın da en etken unsur oldu diyebilirim. O dönemin yöneticileri uygulama bahçeleri sorununu duymamak için adeta kulaklarını kapatıyorlardı. TBMM’de bulunan birkaç toprak ağası eğitimde uygulanan bu uygulama bahçeleri konusunu çeşitli yollarla yermeyi adeta kendilerine görev edinmişlerdi. Her köyde bir uygulama bahçesi vardı. O dönemde bu uygulama bahçelerinde yada tarlalarda üretimde katkısı olabilecek hayvanlarda bulunduruluyordu.
Köy halkı kendi arasından çıkan bu köy çocuklarına yardımcı olması gerekirken adeta köstek oluyordu. Bazı siyasiler kendi çıkarları için bu köy çocukları olan öğretmenleri halka birer tehlike olarak gösteriyorlardı. Zorunlu eğitim yaşı olan o dönemde ilköğretim 07-16 yaşları arasında idi. Köy çocuklarının Cumhuriyet okullarına devamı çok yönlü olarak engelleniyordu. Okula devam etmeyen öğrenciler için kullanılan ceza maddeleri köylü ile öğretmeni birbirine düşürüyordu. Öğretmenin köyde akrabası yoksa yasaların uygulanması öğretmenin yaşantısını olduğunca etkiliyor, adeta bazı yörelerde öğretmen çok sıkıntı çekiyordu. Öğretmen o köyden birisi ise yasaları çok rahat uyguluyordu. Çocukların okula devamını sağlamak için 07-16 yaş arası olan zorunluluk 07-14 yaşa indirildi. Böylece çocuğun okula devamı sorun olmaktan çıkarıldı.
Okulun uygulama bahçesine yörede yetişen ağaçların fidanları tarım dersinde birlikte dikiliyordu.
Büyük sınıflarda ki çocuklardan birkaç tanesi dağdan yaban fidanları getirmek istediler, bende gitmelerine izin verdim. Aradan birkaç saat geçti bir kar fırtınası çıktı. Çocuklar dönmediler. Bazı veliler okula kadar gelerek çocuklarını sordular. Kısaca hem veliler hem de ben o gün yaşadığım sıkıntılı saatleri çocukların köye dönmesi sonunda fidanları dikme ile rahatladık diyebilirim.
O fidanlar büyüdü, aşılandı, meyve verdi. Bir süre sonra da UYGULAMA BAHÇELERİ sorun olmaktan çıkarıldı. Çocukların okul tatil iken bile okula gelerek ürettikleri sebze ve benzerlerini sulamayı ihmal etmiyorlardı. Okulda gördüklerini kendi arazilerinde de uyguluyorlardı. Her nedense yenilikler kolay kolay kabullenilmiyor. Güzelliği görüldüğünde ise geç kalındığı rahatlıkla söylenebiliyor.
Saygı değer okurlarım. Değerli zamanınızı birkaç dakika da olsa aldığım için umarım beni bağışlarsınız. Bir başka Yaşadıkça Yaşananlarda buluşmak üzere saygılarımı sunuyorum.

Be Sociable, Share!

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *