Toprak ana doğal nemi bulduğu süre içinde canlılar için neler üretir neler.Üretilenleri isimlendirmeye kalksak belki ömrümüz yeterli olmaz.

Bir zamanlar Orta Asya da bir iç deniz var iken insanlar bu su birikintisinden uzun süre yararlanmış,toprağın nemi kaybolmaya başladığında  ise dünyanın çeşitli yerlerine göç başlamıştır.

İnsanlar Orta Asya da ki kazanımlarını karşılaştıkları nemli topraklarda konaklayarak yaşamları için gerekli üretimleri gerçekleştirmişlerdir.

Yerkürenin her yeri nemli topraklarla kaplı olmadığı içindir ki insanlar bulundukları yerleşim birimlerinde uzun süre kalamamışlar,zorunlu olarak nemli toprakları aramaya koyulmuşlardır.Buna tarihi bir süreç diyebiliriz.

Küçücük toplumlar giderek artış göstermiş böylece  artan nüfusla birlikte bazı sorunlarda birlikte gelmiştir.

Ülkemizin tarihine bir göz attığımızda,üretimin bol olduğu yerlerde nüfus yoğunluğunun giderek arttığına tanık oluruz.Buralarda ki sorunlar çok değişik türde gelişirken çözümlerde aranmaya başlanmıştır.Böyle olmasının tek nedeni kentlerin büyümesi, kırsal kesimin  sorunlarını da ikinci plana bırakılması zorunluluğunu getirmektedir.

Ülkemizde akarsuların toplanarak,göletler ve barajlar yapılmaya başlanması  cumhuriyet döneminde başlamıştır.İlimiz sınırları içinde uzun süre kalan Hititlerin toprak anayı nemlendirmek için barajlar yaptıklarına  kazılar sonucu tanık olmaktayız.

İnsanoğlu zamanın koşullarına göre çözüm üretmeyi de bilmiş,yıllar boyu yaşamını artan nüfusuna karşılık yeni çözümleri de beraberinde getirmiştir.Dün karasabanla  nemli toprağı değerlendirerek  gerekli oranda üretimi gerçekleştirmiş,karşılaştığı zor koşullara karşı kendi varlığını koruyabilmiştir.

Nüfus yoğunluğunun artış gösterdiği yerleşim birimlerinde insanoğluna öncelikle içme ve kullanma suyu gereklidir.Sağlıklı bir işgücünü su sorunu bulunan yörede sağlamanız mümkün değildir.İnsanoğlu yaşamanın ilk koşulu olarak suyu kullanmayı öne çıkarmıştır.Bu olgu tarihte de öyle olmuş,şimdide öyle olmaktadır.Dün mahalle çeşmeleri var iken bugün onlar birer tarih olmuş,insanoğlu suya yakın olmak için onu konutuna kadar  getirmiştir.

Nereden nereye geldik.kırsal alandan kentlere göç zorunlu olarak başlamasından sonra  kentlerin nüfus yoğunluğu artmış,kırsal alanda ise köylerde günün gelişen ve değişen koşullarını karşılamak  imkansız hale gelmiştir.Devlet öncelikle nüfus yoğunluğunu dikkate alarak hizmetleri karşılamaya çalışmaktadır.

Yaklaşık olarak yirmi yıldan fazla basında çalışarak Çorumun sorunlarını kamuoyu adına  ilgililere yansıtmaya çalıştığım süre içinde kırsal alan olsun kent sorunları olsun su sorunu  önde gelen sorun olmuştur.

Bin dokuz yüz yetmişli yıllarda. Çorum’da su sorunu  artış göstermiş olmasına karşın kent halkı olanla yaşamını sürdürmeyi bilmiş,ilgili kurum ve kuruluşlar sorunu çözümlemek için olduğunca çaba harcamışlar,bazı kısa vadeli ve masrafı az olan su olanaklarını  Çoruma getirmeye çalışmışlar,ancak yöredeki yöneticilerin kendi yörelerindeki su olanaklarının Çoruma uzantısını engellemişlerdir.

Rakımı  Çorum’dan l50 metre yüksekte olan bir ilçemizden cazibe ile su getirmek istenilmiş,ilçe yönetimi bu girişimi önlemiştir.

Bana göre ülke genelinde su sorununu çözümlemek için önce bir su yasasına ihtiyaç vardır.Yasama organı yurt ölçeğinde ki suların kullanımını  bu yasa ile belirlemeli,enerji yurt ölçeğinde nasıl uygulanıyorsa sularda o şekilde  bir uygulamaya tabi tutulmalıdır.

Son yağmurlar gelmeseydi Çorum nerdeyse bir çölleşmeye doğru yol almaya başlamıştı.

Bundan böyle kentlerin,beldelerin ve köylerin  su sorununu çok ucuz olarak sağlamanın yolu il sınırları içindeki akarsuların  yüksek rakımlara enerji ile depo edilerek cazibe yolu ile yerleşim birimlerine eşit düzeyde ulaştırmak olmalıdır .Aksi halde enerji bedelleri ülkenin ekonomi sorununu  daha da artıracaktır diyor saygılar sunuyorum.

 

 

 

Be Sociable, Share!

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *