MÜSLÜM TUNABOYLU

Çorum’dan Laçin İlçesine uzanan karayolunun Kırkdilim Köyü yakınlarında yolun solunda genellikle ilkbaharda kendini göstererek ben buradayım diyen bir su birikintisiyle ve sazlıklarla karşılaşırsınız.Hatta siz oradan geçerken bazı kanatlı hayvanların su birikintisi üzerinde tur attıklarına tanık olursunuz.Bazende elinde tüfek  sazlığın içinde  pusu kurmuş avcılara rastlarsınız.

Dikkatimizi çeken bu su birikintisine göl diyoruz.Ben buradan her geçişimde  yıllar önce Prof.Faik Sabri Duran’ın imzası ile  yayımlanan yada basılan  Doğal Türkiye Haritasını anımsarım.Ama  nedense biz oraya Eğmir Gölü demiyoruz da gölün yazı diyoruz.Oradaki düzlüğe isim verirken göle isim vermeyi  unutuyoruz.Biz unutmuş olsak da birileri oranın ismini  çok değişik kaynaklarda okuyucusuna sunmuştur.

Samsun-Ladik –Akpınar Köy Enstitüsü’nde öğrenim gördüğüm bin dokuz yüz kırklı yıllarında Doğal Türkiye Haritasında illeri ve illerin doğal yapısını öğrenmeye çalışırken arkadaşlarıma ”BAKIN BİZİMDE GÖLÜMÜZ VAR” derdim.Ve Çorum’un da bir göle sahip olduğunu  gururlanarak  arkadaşlarıma  sezinletmeye çalışırdım.Göl sözcüğü her nedense beni çok etkilerdi.Okulun yakınındaki Ladik Gölünü ve göl üzerinde ki  kanatlıları ve sazlığı birkaç kez  izleme fırsatı bulmuştum.Bu gölde bulunan sazlıklardan yöre halkının hasırlar dokunduğuna da tanık olmuştum.

Öğretmenimiz Enver Metinel,bir gün bizi  Akpınar Köy Enstitüsü’ne yakın bir köye yürüyerek götürmüş,burada görevli bulunan bir eğitmenin başarılı çalışmalarını göstermişti.Okulun bitişiğindeki  lojmanında oturan eğitmenin evinde Ladik Gölünde yetişen sazlardan örülmüş hasırların  ekonomiye katkısını bir kez daha saptamıştım.

Öğretmenimizin bu köyde bizi  çok çeşitli dallarda somut olarak bilgilendirdiğini unutmam mümkün değil.

Son yıllarda bir markalaşma sevdasına kapıldık.Ne ölçüde başarılı olduk pek bilemiyorum.Ama  bilinen bir gerçek varsa yetkililerde aynı çabayı gösteriyorlar.Markalaşmanın ekonomiye katkısı  elbette azınsanamaz.Çaba gösterilmesinden yana olan bir kişi olarak diyorum ki ,bu su birikintisine yıllar önce  yetkili imzalar  “EĞMİR GÖLÜ” demişler.Biz neden bu isimden yararlanmıyoruz da gölü bırakıp gölün yazı diyoruz.Bu biraz haksızlık olmuyor mu?

Gölün  ve çevrenin korunmasında  ki çabaları yakından izleyen bir kişi olarak,buraya gölün yazı demeye dilim varmıyor.

1982 yılında yetkili uzmanlarca hazırlanan ve basımı yapılan  “YURT ANSİKLOPEDİSİ’NİN”3.cilt ve 2013 sayfasında yer alan ÇORUM tanıtılırken GÖLLER: bölümünde “il sınırları içinde önemli  göl yoktur.Merkez İlçe’oeki EĞMİR GÖLÜ aslında  b.ir birikinti gölü olup yazın suları çok azalır.Sazlık ve bataklıktır.Derinliği 0.50 ile 100 m arasında değişir.”denilmektedir.

Anılan yerdeki su birikintisinin ansiklopedik kayıtlarını size EĞMİR GÖLÜ olarak sundum.Belgesel kaynakların gençlere ulaştırılması varken ,neden yeni isimler peşinde koşuşturuyoruz anlamakta güçlük çekiyorum.

Konunun yetkililerce ele alınması ve gerçeklerin genç kuşağa ulaştırılması dileği ile saygılar sunarım.

 

Be Sociable, Share!

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *