Son günlerde andımız konusunda çok değişik sözler edildi, halende ediliyor. Bir kargaşa içerisinde bulunmak bize pekiyi sonuçlar getirmeye namzet gözükmemektedir.
Yorumu okurlarıma bırakmak üzere bazı konuları olduğunca sizlere yansıtmak istiyorum. Umarım bana kısmen de olsa hak vereceksiniz. Bende Tunaboylu’nun yazdığını yazar, söyleyeceklerini söylerdim diyebilirsiniz. Ancak bu şahsın yaşantısı hiç ama hiç siz okurlarıma benzememektedir.
Değerli okurlarım, ben bin dokuzyüz otuz iki de Avrupa’da dünyaya gelmiş, bin dokuz yüz otuz sekiz yılında Anadolu ya göç eden bir Türk ailesinin çocuğuyum.
Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra okuması yazması olmayan babamın İstanbul dan bir dergiye abone olduğunu, bu dergiyi arkadaşlarına kahvenin bir köşesinde okutarak anavatanda ki gelişmeleri aktardığını biliyorum. Sabah erken saatte kahveye giden babamı birkaç kez sabah kahvaltısı için çağırdığımı anımsıyorum.
Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal bir süre Sofya da Ateşe militer olarak görev yaptığı için genç kuşak onu iyiden iyiye tanıyor olmalıydı. Babamın posta ile edindiği dergilerden de yeni gelişmeler günü gününe takip ediliyordu sanırım. Babam bir kaç kez ölümle tehdit edilmiş, hatta bir keresinde gece bekçisi çıkacaksın diye ev den alındıktan sonra dere kenarında ki kuyu etrafında saldırıya uğramış, güçlü, kuvvetli olması sonucu iki saldırganın elinden kurtulmuş kar fırtınasının sürdüğü bir gece kendini eve atabilmişti. Sabaha kadar kapı arkasında yeni bir saldırıyı karşılamak için elinde tek silahımız bir balta ile sabahı etmişti.
Anadolu ya göç etmek bizim aile için kaçınılmaz olmuştu. Dayım aile bireylerini Anavatana gönderdikten sonra iki kez sınıra ulaşmadan yakalanmış bir süre hapiste kalmıştı. Amcam Yusuf Gürpınar bizden önce Anadolu ya kaçak geçmiş, Eskişehir de yaşamını sürdürüyordu. Babam tüm emlakımızı satmış, pasaportların verilmesi için beklemeye başlamıştı. Üç yıl emlakımızdan ele geçen para ile Avrupa’da yaşamamızı sürdürüyorduk.
Çok kısa özetlediğim çocukluk yıllarımı sürdürmek için 1938 yılında ailemle birlikte denizyolu ile İstanbul-Tuzla’ya, oradan da trenle Amasya üzerinden Mecitözü nün Çıkrık Köyüne o dönemin taşıt aracı olan tarihi kağnılarla ulaşabildik. Mevsim yaz, aylardan Ağustos idi. Okullar eylül ayında açılınca ben birinci sınıfa kaydoldum.
Avrupa da bir yıl öğrenim görsem de kabul görmeyince okumaya ister istemez birinci sınıftan başladık. Okulumuz Yatılı Bölge Okulu idi. O dönemde yörede en çok nüfusu bulunan bir köydü Çıkrık. Okulumuzda beş öğretmen vardı. Her dershanede elli öğrenci bulunuyordu.
Sabah dersinin başlangıcı olan ilk ders başlamadan önce, kapıda öğretmen görünür görünmez biz ayağa kalkıyor ve andımızı okuyorduk. Öğretmenimiz oturun çocuklar demedikçe yerlerimize oturmuyorduk.
Son günlerde gündemde bulunan andımız o tarihte hangi sözcüklerden oluşuyordu. Beynime öyle yerleşmiş ki andımız bugün o dönemde okuduğumuz andımızı noksansız okuyorum. Yaşım 80’nin üzerinde. Bu yaştaki insanın o yılları anımsaması düşünülemez belki. Ama ben 26 yıllık öğretmenlikten sonra otuz yılda gazetecilik yaptım Çorum’da. Çalışmış olmam hafızamı sürekli dinç tuttu diyebilirim. Olayları anlatırken sıralamada güçlük çekmiyorum. Yaradan’ın bana verdiği bu gücü kullanmak istiyorum. Okurlarımın andımız konusunda çok değişik metinlerle karşılaştıklarını ve getirdikleri yorumları biliyorum.
İlkokul sonuna dek her ilk ders öncesi okuduğumuz andımızı size aktarmak istiyorum.
“ANDIMIZ:”
TÜRKÜM, DOĞRUYUM, ÇALIŞKANIM.
YASAM: KÜÇÜKLERİMİ KORUMAK,
BÜYÜKLERİMİ SAYMAKTIR.
ÜLKÜM: YÜKSELMEK İLERİ GİTMEKTİR.
VARLIĞIM, TÜRK VARLIĞINA
ARMAĞAN OLSUN”
1960 ve ara rejim dönemlerinde Milli Eğitim Bakanlığı tarafından ekler yapıldı. Sanırım fırtına koparılan bölümler 1960 sonrası eklerdir diye düşünüyorum.
Ağaç yaş iken eğilir atasözümüzü anımsamanızı isterim. Ben yukarda sizlere sunduğum andımızı her ilk ders öncesi içtenlikle duygulanarak okuduğumu anımsıyorum. Ömrümün son günlerinde yaşlı bir eğitimcinin hiçbir çıkarı olmadığını bilmenizi isterim.
Andımızın son bez sözcüğü sanırım her şeyi çok güzel ifade ediyor. Ülkemizin geleceğini emanet edeceğimiz kuşağı andımızdan sakın mahrum etmeyin diyor saygılar sunuyorum.

Be Sociable, Share!

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *