Muslum tunaboylu@hotmail.com

 

Okullar bugün açılıyor. Çocuklar okulu iyiden iyiye özledi. Sokaktaki hal ve davranışlarından anlaşılıyor.

Hemen her okuyan vatandaş okula ilk gidişini anımsar.Anne  yada babası tarafından okula götürülüşünü,ilk ders öncesi oturtulan masayı,öğretmenini anımsar.

İlk gün insanın hafızasından kolay, kolay silinmiyor.Bizim dönemimizde bugün ki gibi veliler öğrencilere okul yada öğretmen aramazdı.Öğretmenler okula gidecek öğrencileri okul öncesi konutları bir ,bir dolaşarak okul çağında  çocuk olup olmadığını araştırırdı.Şimdi okul yöneticilerine ya da öğretmenlere öyle bir zorunluluk kalmadı.Şimdi öğretmen okulun ilk gününü değerlendirmek üzere koltuğuna yalnız çantasını alıp okul yolunu tutuyor.

Sizi yıllar öncesine götürerek, anılarınızı tazelemenize yardımcı olmak istiyorum.Tazeleyip de ne olacak dersek,dünyayı bir başka pencereden görmeye alıştığımızı  sergilemiş oluruz. Hayatı bir mücadeleler sahası olarak kabul edersek,biraz eskilere doğru ara sıra gezinti yapmakta yarar vardır diye düşünüyorum.Onun için diyorum ki okulların açıldığı ilk haftada geçmişi bir gözünüzün önüne getirin.

Yıllar öncesine bir gezinti yapalım diyebiliriz.Ben sizin adanıza bir gezinti yapmayı düşünüyorum.

Biz okulun açıldığı gün yada ilk hafta kolay, kolay ders yapamazdık.Okul tatil olduğu aylar içersinde mevsime göre oyun alanları ,okulun çevresi otlarla kaplanmış,okulun açıldığı günlerde de bazıları kurumaya yüz tutmuş oldurdu.Ellerimizde kürekler,kesici diğer aletlerle  oyun alanları ile okulu çepeçevre temizlerdik.Okulda su yoksa bakraçlarla okula su götürür,derslikteki sıraları bir güzel  yıkar yada silerdik.Bunları yaparken hiç ama hiçbir öğrenci bunları neden biz yapıyoruz,okulun hademesi yok mu demezdik.Çünkü okulun hademeleri bizden başkası değildi.Kirleteceğimiz yeri biz temizleyeceğimiz için kirletirken hep temizlemeyi anımsar davranışlarımızı,okula girip çıkmaları,sıralarda oturmalara,eşyaları korumada hep dikkat ederdik.Topladığımız otları öğretmenlerin gözetiminde okul bahçesinin bir köşesinde yakardık.Evlerden getirdiğimiz sularla okulun oyun alanını tozmasın diye bir güzel sular,tozların havaya uçmasını önlerdik.Bugün ki gibi güzel çantalarımız yoktu.Çantalarımızı anne  yada büyük anneler mısır sapı yada buğday saplarından örerlerdi.Mısır sapı yada buğday sapı bulamayanlar yarım metre bir bezden  kitaplarımızı defterlerimizi alacak oranda bir çanta dikerlerdi.Çantalar bugün ki gibi dikiş makineleri ile dikilmez anne ve büyük anneler ellerinde iğnelerle dikerlerdi.Çocuklar bunları gördükçe kendileri de  güçleri yettiğince üretime katkıda bulunuyorlardı.Ağaç yaşken eğilir deyimi bizim dönemimizde en önde  yer alan deyimler arasındaydı.Kırsal alanda okulun açıldığı ilk hafta kentsel alanlarda kilere hiç benzemezdi.Kırsal alanda çocuklar her yaş bölümünde üretime katkıda bulunurlarken kentsel alandakiler ise üretimden yada üretmekten pek hoşlanmazlar.her sorunun çözümünde çareyi başkalarında ararlardı.Kırsal alanda ki öğrenci ile kentsel alandaki öğrencinin yetişme tarzı apayrı idi.Kentteki öğrenci her şeyi başkalarından bekler kendisini zora koşmazdı.kentsel alanda ki veliler çocukların üretime katkılarını isteyen eğitimcilerle bu tür konular tartışılırdı.Örneğin ben çocuğumu okutmaya gönderiyorum,temizlik için göndermiyorum.gibi karşı çıkışlarla karşılaşılırdı.Bugünle dünün zaman karşılaştırılmasında çocukların geleceği için yarar görüyorum.Çocuk,arkadaş edinme,paylaşma,yardımlaşma gibi olguları yaşamalıdır diyorum.

Kitap konusuna da değinmeden geçemeyeceğim..Bizim dönemimizde her çocuğun kitabı yoktu.Bir sırada bir kitap bulunurdu.Kitap sıranın ortasında bulunurdu.ben hep masanın ortasına oturmayı yeğlerdim.Çünkü  bana ait özel bir kitabım yoktu.

Eğitim ve öğretime her bugün açılıyor. Çocuklar okulu iyiden iyiye özledi. Sokaktaki hal ve davranışlarından anlaşılıyor.

Hemen her okuyan vatandaş okula ilk gidişini anımsar. Anne  yada babası tarafından okula götürülüşünü,ilk ders öncesi oturtulan masayı,öğretmenini anımsar.

İlk gün insanın hafızasından kolay, kolay silinmiyor. Bizim dönemimizde bugün ki gibi veliler öğrencilere okul yada öğretmen aramazdı. Öğretmenler okula gidecek öğrencileri okul öncesi konutları bir ,bir dolaşarak okul çağında  çocuk olup olmadığını araştırırdı.Şimdi okul yöneticilerine ya da öğretmenlere öyle bir zorunluluk kalmadı.Şimdi öğretmen okulun ilk gününü değerlendirmek üzere koltuğuna yalnız çantasını alıp okul yolunu tutuyor.

Sizi yıllar öncesine götürerek, anılarınızı tazelemenize yardımcı olmak istiyorum.Tazeleyip de ne olacak dersek,dünyayı bir başka pencereden görmeye alıştığımızı  sergilemiş oluruz. Hayatı bir mücadeleler sahası olarak kabul edersek,biraz eskilere doğru ara sıra gezinti yapmakta yarar vardır diye düşünüyorum.Onun için diyorum ki okulların açıldığı ilk haftada geçmişi bir gözünüzün önüne getirin.

Yıllar öncesine bir gezinti yapalım diyebiliriz.Ben sizin adanıza bir gezinti yapmayı düşünüyorum.

Biz okulun açıldığı gün yada ilk hafta kolay, kolay ders yapamazdık.Okul tatil olduğu aylar içersinde mevsime göre oyun alanları ,okulun çevresi otlarla kaplanmış,okulun açıldığı günlerde de bazıları kurumaya yüz tutmuş oldurdu.Ellerimizde kürekler,kesici diğer aletlerle  oyun alanları ile okulu çepeçevre temizlerdik.Okulda su yoksa bakraçlarla okula su götürür,derslikteki sıraları bir güzel  yıkar yada silerdik.Bunları yaparken hiç ama hiçbir öğrenci bunları neden biz yapıyoruz,okulun hademesi yok mu demezdik.Çünkü okulun hademeleri bizden başkası değildi.Kirleteceğimiz yeri biz temizleyeceğimiz için kirletirken hep temizlemeyi anımsar davranışlarımızı,okula girip çıkmaları,sıralarda oturmalara,eşyaları korumada hep dikkat ederdik.Topladığımız otları öğretmenlerin gözetiminde okul bahçesinin bir köşesinde yakardık.Evlerden getirdiğimiz sularla okulun oyun alanını tozmasın diye bir güzel sular,tozların havaya uçmasını önlerdik.Bugün ki gibi güzel çantalarımız yoktu.Çantalarımızı anne  yada büyük anneler mısır sapı yada buğday saplarından örerlerdi.Mısır sapı yada buğday sapı bulamayanlar yarım metre bir bezden  kitaplarımızı defterlerimizi alacak oranda bir çanta dikerlerdi.Çantalar bugün ki gibi dikiş makineleri ile dikilmez anne ve büyük anneler ellerinde iğnelerle dikerlerdi.Çocuklar bunları gördükçe kendileri de  güçleri yettiğince üretime katkıda bulunuyorlardı.Ağaç yaşken eğilir deyimi bizim dönemimizde en önde  yer alan deyimler arasındaydı.Kırsal alanda okulun açıldığı ilk hafta kentsel alanlarda kilere hiç benzemezdi.Kırsal alanda çocuklar her yaş bölümünde üretime katkıda bulunurlarken kentsel alandakiler ise üretimden yada üretmekten pek hoşlanmazlar.her sorunun çözümünde çareyi başkalarında ararlardı.Kırsal alanda ki öğrenci ile kentsel alandaki öğrencinin yetişme tarzı apayrı idi.Kentteki öğrenci her şeyi başkalarından bekler kendisini zora koşmazdı.kentsel alanda ki veliler çocukların üretime katkılarını isteyen eğitimcilerle bu tür konular tartışılırdı.Örneğin ben çocuğumu okutmaya gönderiyorum,temizlik için göndermiyorum.gibi karşı çıkışlarla karşılaşılırdı.Bugünle dünün zaman karşılaştırılmasında çocukların geleceği için yarar görüyorum.Çocuk,arkadaş edinme,paylaşma,yardımlaşma gibi olguları yaşamalıdır diyorum.

Kitap konusuna da değinmeden geçemeyeceğim..Bizim dönemimizde her çocuğun kitabı yoktu.Bir sırada bir kitap bulunurdu.Kitap sıranın ortasında bulunurdu.ben hep masanın ortasına oturmayı yeğlerdim.Çünkü  bana ait özel bir kitabım yoktu.

Eğitim ve öğretime başladığımız şu günlerde çocuklarımıza karşı davranışlarımızda biraz müşfik olmalıyız diyor,tüm öğretmen ve öğrencilere sağlıklı,başarılı bir Eğitim Öğretim Yılı diliyorum.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Be Sociable, Share!

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *