muslumtunaboylu@hotmail.com

Küçüklüğümde dünyanın güneşin doğup battığı yerler arasında ki toprak parçası sanırdım.Öyle olmadığını Avrupa dan Türkiye ye göç ettiğimiz 1938 yılında öğrendim.Kamyonu,treni,kayığı,denizi ve vapuru yaşıtlarımdan önce öğrenmiş olmam bir bakıma şanslı olduğumu gösterir.

Nedendir bilmem tarihi mekanlar beni küçüklüğümden beri etkilemiştir.Bu duygu küçük yaşlarda yaşadığım bazı olaylar beni etkilemiş olabilir  diye düşünüyorum.

İlkokul çağında iken bugünkü gibi araçlar bol değildi.Araç deyince ilk akla gelen tahta tekerleklerden oluşan kağnı ile yaylı lüks arabalar akla gelirdi.Bizim gibiler ancak kağnı ya binerek tekerlekli araçla yolculuk yapabilirdik.O dönemde genellikle yolculuk için hayvanlar dan yararlanılırdı.Seyyahların atlarla,develerle dünyayı dolaşmaya çalışmalarını düşünmek insanı olduğunca düşündürüyor.

Çorum da tarihi mekanları yerinde izlemeye  1948 yılında başladım dersem doğruyu saptamış olurum.

Mecitözü nden 5 öğretmen arkadaş bir jeep kiralayarak önce Alacahöyük ü daha sonra da Boğazkale yi bir cumartesi günü görmüş ve tanımış olduk.Çok kısa bir gezinti ile izlediğim ve unutamadığım topraktan yapılmış kocaman bir buğday ambarı .Bu kadar kocaman bir çamuru nasıl çevirdiniz,nasıl pişirdiniz diye sormuştum kendime.

15 yıllık kırsal alan görevini üstlendiğim yıllarda hemen her yıl tarihi mekanlara gitmeyi kendime bir görev bilmişimdir.Bir deyim vardır.Çok gezen mi yoksa okuyan mı bilir diye.Ben tarih dersini işlerken sınıfta zamanın nasıl geçtiğini anlayamazdım.Bazı olayları yaşamak insanın beyninden kolay ,kolay silinmiyor.

Çorum merkezde öğretmenliğe başladığım tarihten itibaren ders yılı bitiminden önce 4 ya da 5.sınıflarla Alacahöyük ve Boğazkale gezintisini gerçekleştirmiştim.

Çocuklar tarihi mekanları izledikçe kendilerini sorgulamaya başladıklarına tanık oldum.İlimizde ki tarihi mekanları görmek için Japonya dan yetkililerin  Türkiye ye özel geziler düzenlediklerini anımsıyorum.1983 yılında Almanya nın cumhurbaşkanı olan kişi ile Boğazkale de bir röportaj yapmıştım.Gazetecilik dönemimde unutamadığım anılarımdan birisidir.O cumhurbaşkanı Alman-Türk dostluğunu İkinci Dünya Savaşında Moskova önlerinde   annesinin komşusu Türk Annenin ördüğü yün kazak sayesinde donmadan kurtulduğu nu anlatmıştı.

Aklınıza Alman Cumhurbaşkanı Boğazkale ye neden geldi,geldiğinde neleri inceledi gibi sorgulama yapılabilir.Bizim Alacahöyük ve Boğazkale deki tarihi mekanlarımızın ortaya çıkarılması için yapılan tüm kazı masraflarını Bir Alman

Vakfı karşılıyor.İşin üzüntü bölümü ise çıkarılan tarihi eserleri  kamuoyuna önce onlar açıklıyorlar,biz daha sonra tekrar dan ibaret olan açıklamaları yapabiliyoruz.Anlaşmamız öyle.

Ortaköy deki tarihi mekanlar ortaya çıkarken dönemin Valisi Şevket Ekinci ye Şapinova nın masrafını İl Özel İdaremiz karşılasın.Boğazkale deki duruma düşmeyelim emiştim.Sanırım o girişimimiz dikkate alınmıştı.Şapinova da bulunanları biz  kamuoyuna ve dünyaya  tanıtabiliyoruz.

Boğazkale de uzun süre görev üstlenen Alman Peter Neve burada yakın da bir bomba patlatacağım diyordu.1983 de Boğazkale de bulunduğumuz bir günde ören yerinde çıkarılan BRONZ KADEŞ ANLAŞMASINI nı getirerek bombasını patlatmıştı.Ben Anadolu Ajansı nın Çorum Muhabiri olarak bu haberi hemen ulaştırdım .B u anlaşma bugün Ankara da Anadolu Medeniyetleri Müzesinde saklanmakta ,kopyası ise Boğazkale Müzesindedir.

1960 lı yılların ikinci yarısında v e 1970 li yılların ilk yarısında bugün müze olarak kullanılan İstiklal İlkokulun da görev yaptım.Müze olduktan sonra yaklaşık bir ay kadar önce müzeyi gezme olanağı buldum.Binayı iyiden iyiye tanıdığım için incelemem biraz uzun sürdü.

Müze olarak kullanılan binanın iç bölümleri çok güzelleşmiş ve sağlamlaşmış.Kentin ortasında ki o tarihi binanın bodrumu bir süre kütüphane görevi de yaptı.Hasanpaşa Kütüphanesi nin hizmete açılması ile İstiklal Okulundaki  kitaplar oraya taşındı,

Tarihi bir görüntüsü her zaman etkilemiştir beni.Okulun tahta tavanı güvercinlerin bir yuvasıydı o zamanlar.Şimdi de aynı.Müzeye girişte öyle bir görüntü yaratmış ki  güvercinlerin dışkıları.İnsanın etkilenmemesi olanaksız.Güvercinlerin gübrelerinden yararlanmak için eskiden çatıya girişlerini kolaylaştırmak için adeta pencereler açılmıştı.Nevşehir den ve Niğde den gelerek gübreleri  azımsanmayacak bir para vererek alırlardı.Niğde nin ve Nevşehir in   bağlarına adeta Çorum dan güç nakli oluyordu bu işlem,

Müzede görevli personelin hemen her gün  müzenin hiç olmasa giriş kısmını temiz tutması gerekiyor.

Tarihi bir yapıtta birçok eserin çok güzel bir şekilde değerlendirilmiş olduğunu bir süre önce bir Pazar günü görme olanağı buldum.Bir gazetemiz kendi okurlarını ayrıca müzeyi gezmeleri için çağrıda bulunmuştu.Çok güzel bir girişimdi.Arkadaşlarımı ve yurttaşları eylemleri için kutluyorum.

Eski Erkek Sanat Okulu olarak bilinen bina Kurtuluş Savaşı döneminde hem hastane hem de cepheye gönderilecek malzemeler için depo görevi yapmıştı.Anlattıklarım o dönemde sağlık görevlisi olarak görev yapan öğrenci velimin anılarıdır.

Yazımı tamamlarken bir noktayı sizlere aktarmadan geçemeyeceğim.Bir toplantıda bir yetkiliye Tarihi ören yerlerine son gelişmeleri görebilmeyi arzuladığımı,birlikte yöreye bir gezi düzenleyebileceğimizi sanıyorum demiştim.Sanırım bu arzum işlerin ve zamanın oluşumu yaratılamadığı için gerçekleşememiştir.İlgililerden dile getirdiğim konu için bağışlanmamı diliyorum.Saygılarımla.

Be Sociable, Share!

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *