Altı yüz yıllık bir dönemin eğitim ve kültür hizmetlerine bir göz attığımızda karşımızda ülke insanının bir bölümü hemen tüm eğitim ve kültür olanaklarından uzak kalmıştır.Konuyu biraz daha açacak olursak kentlerde ,kasabalarda yaşayan insanlar kırsal alanlarda yaşayan insanlardan daha şanslı daha önde tutulmuş görülmektedir.Bu arada kırsal alanda yaşayan bazı toprak ağaları varsıllığının bir sonucu olarak günün eğitim ve kültürünü almada kentlerdeki insanlar gibi alabilmiştir.Ama nüfusun yüzde sekseni çiftçi ve köyde yaşayan insanlar,eğitim ve öğretim kurumlarından yararlanma olanağı bir türlü bulamamışlar.Bir kısım aydınlar köyde yaşayanlar okusa ne olur okumasa ne olur diyebilmişler,kırsal alandaki yurttaşlarına bakış açıları kentlerdekiler gibi olmamıştır.Bir bakıma öz ve övey evlat muamelesi uygulaması öne çıkarılmıştır.İstanbul da ki saraya Çorum Koparandan kesilerek sunulan ağaçlar yıllar sonra Hemşehrimiz Prof.Hıfsı Veldet Velidedeoğlu  nun Cumhuriyet Gazetesi ne yazdığı anılardan beynimize yerleşmiştir

Kurtuluş Savaşı sonrasında  Anadolu da Büyük önder Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarınca kurulan yeni yönetim ,yani Türkiye Cumhuriyeti Devleti,asırlarca unutulan seksen bin köyü ve o kadarda mezrayı kasaba ve kentlerin ulaştığı eğitim ve öğrenim düzeyine getirebilmek için yeni bazı atılımları yapması gerekiyordu 1928 de yapılan Harf Devrimi sonrasında ülkenin en ücra köşelerine dek eğitim ve öğretim kurumlarını ulaştırma amaçlanmış,bu nedenle önce ,askerliğini onbaşı ve çavuş olarak tamamlamış gençlerden yararlanma öne çıkarılmış,bazı il merkezleri yada yakınlarında eğitmen kursları açılmıştır.Çorum açılan bu eğitmen kurslarından öncelikle yararlandırılan illerin başında gelmiştir.Ama ne yazıktır ki bizim yöneticilerimiz Çorum a tanınan bu ayrıcalığın bir yanıtı olarak  hiçbir eğitim kurumuna İlköğretim Genel Müdürü olan eğitimci İsmail Hakkı Tonguç”un adını verememiştir.Öyle sanıyorum ki önümüzdeki aylar içinde bir eğitim kurumumuza rahmetli TONGUÇ un adı verilir.

Dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü 17 nisan 1940 da TBMM de kanunlaşan  KÖY ENSTİTÜLERİ ile ilgili olarak: Önümüzdeki senelerde nüfusumuzun çoğunu teşkil eden köylümüzün,gerek tahsil gerek geçim hususunda  seviyesini yükseltmeyi başlıca hedef tutacağız.Bu hususta elde edeceğimiz neticelere çok ehemmiyet ve kıymet veriyoruz.

                      Kat”i olarak inanıyoruz ki,köylümüzün tahsilini ve maişetini daha yüksek bir dereceye vardırdığımız gün,milletimizin her sahada kudretli,bugün güç tasavvur olunacak kadar yüksek ve heybetli olacaktır.İSMET İNÖNÜ

İlköğretim Genel Müdürü Tonguç,CANLANDRILACAK KÖY adlı yazılı yapıtında kırsal alana,yada köylüye bakış açılarını açıklarken :Memleket işleri yalnız yazıp çizmekle,nutuklar vermekle yürütülemez.Köyün içine girmeli,orada ki yolsuzluklar giderilinceye  kadar bizim gibi onlara katlanmalı,köylünün başına üşüşen dertleri elbirliği ile ortadan kaldırmalı.Bizimle hem dert,hem de sevinç ortağı olmalı

Bizim işlerimizi düzeltebilmek için bizim bildiklerimizi bilmeli,bizim yaptıklarımızı yapabilmeli.Halkın yapamadığını hiç kimse yapamaz,hele sadece.okur-yazarlığına güvenen hiç yapamaz.Bu laflarımızı kitaplardan öğrenerek söylemiyoruz.Bize bunları içinde doğup büyüdüğümüz,kenarında dedelerimizle babalarımızın mezarları bulunan köy öğretiyor.

Tonguç,eğitmen kursu döneminde Çorum a gelerek incelemelerde bulunmuş,Kastamonu Gölköy Enstitüsü nün ilk Çorumlu kadrosunu oluşturmuştur.Kastamonu ilk mezunlarından Mecitözü Kışlacık Köyünden Şakir Demir,yine Mecitözü nün Çıkrık Köyünden Hacı Uçak ilk aklıma gelen isimlerden dir.Şakir Demir üç yıl öğretmenlikten sonra Hasanoğlan da açılan Yüksek Köy Enstitüsü ne ayrılmış,Hacı Uçak ise yakalandığı  hastalıktan kurtulamamış, Çıkrıkta hayata veda etmiştir.

Köy Enstitülerine köy okullarından mezun olan köy çocukları alınırken.sonraları bu kural delinmiş,köy okulundan diploma alan şehir çocukları da Köy Enstitülerine alınmıştır.Bu olay köy çocuklarının kotasına bir bakıma el koymak olmuştur.

1928 den sonra ülkemizde okuma-yazma seferberliği başlatılmış,seferberliğin ilk kahramanları da kurslarda yetiştirilen eğitmenler olmuştur.Eğitmenlerin hizmetlerini hatırlamamak en azından insafsızlık olur.Köy Enstitülerinin ilk mezunlarını vermesi ile seferberlik biraz daha canlanmış,çok zor koşullarda çalışan köy çocukları hiçbir zaman uygulamadan yakınmamış,görevini zorunlu olmadıkça aksatmamıştır.Çok kısa sürede köylerde tarımın,hayvancılığın,el sanatlarının unutulmaz bir şekilde geliştiğini,köylünün kente   zorunlu olmadıkça gitmediğini,modern tarımın köylünün yüzünü güldürdüğüne tanık olmuşuzdur.

Beş yıllık bir eğitim ve öğretim sonrasında ya kendi köyüne yada yakın bir köye öğretmen olarak atanan gençler kendilerinden istenen hizmeti aksaksız gerçekleştirmişlerdir.Onların sayesinde kırsal alandan çok sayıda kamu görevlisi yetiştiği  gözlenmiştir.

Köy Enstitülerinden mezun olan köy çocukları arasında yazarlar,ressamlar,parlamenterler,bakanlar görmek mümkün.

Kırsal alandaki bu uyanış ülkemizde bazı çıkarcı guruplarını rahatsız etmiş,kısaca köylünün uyanması arzulanmamıştır.

1940 yılında açılan 20 dolayında Köy Enstitüsü 1950 de iktidara gelen siyasal parti tarafından kapatılmıştır.

Konuyu şöylece bağlamakta fayda görüyorum.Köyden çıkıp,gerekli eğitim ve öğrenimi aldıktan sonra köye  hizmet için dönüş bugüne dek sürmüş olsaydı bugün TÜRKİYE NİN Avrupa birliğine girmek için çaba harcamasına gerek kalmayacaktı.Ama köy gerçeği ortaya çıkınca yalnız kendi gurubunu düşünen varsıllar,bu köy çocuklarının ne yapacakları belli olmaz diyerek güzelim eğitim ve öğretim kurumlarını kapatılmasına neden olmuşlardır

Kırsal alandaki vatandaşların dünyanın gelişim ve değişim olgularından yararlanmalarına karşı çıkmak ne kadar bencil bir eylemdir.Bu gurupların bugün bile çıkarcı eylemlerini zaman zaman  sergiledikleri  konusunda duyumlar alındığı bir gerçektir.Şunun iyice bilinmesi gerekir Köy Enstitülerinin kapanmasına neden olan siyasal guruplar,o dönemde devamlı suçladıkları  Köy Enstitüsü çıkışlı öğretmenlerin yok yere yıpratıldığı konusunda yazılı ve görsel basında yorumlar yapmaktadırlar.Buda bizim kuşağı geçte olsa onurlandırmaktır .

 

Sözlerimi tamamlarken Köy Enstitülerinde görev alan ve ebediyete intikal eden tüm yönetici,öğretim görevlisi,uzman,teknik ,sağlık ekipleri ile tüm hizmetlilere minnet ve şükranlarımı sunar, hayatta olanlara nice sağlıklı yıllar dilerim.Müslüm Tunaboylu

 

 

 

 

 

 

 

                                                                                                                                                   

Be Sociable, Share!

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *