Avrupa dan Anadolu ya gelişimizin ilk yılı idi.Mecitözü nün Çıkrık köyünde Faik Şentürk adında ki komşunun Çorum akarsuyu kenarındaki kızıl tarla da kavun-karpuz yanında diğer sebzeleri de ektik. Tarlanın güneyinden çorum suyu geçiyor.Bu akarsu öyle her zaman yatağından çıkarak etrafındaki tarım arazisine zarar vermişliği yok imiş.Anlatacağım sel baskını yöredeki insanları tümden şaşkına çevirdi.Sel suyunun gücünü insanlar yakından görme ,tanıma olanağı buldular.Büyük bir tarlanın  ortasında kocaman bir  asırlık yaşa sahip bir ceviz ağacı.Dalları kesilmiş yalnız büyük gövde kısmı kalmış,Onun etrafında da  daire gibi açılmış bir çukur var.Gövdeyi  koparmak mümkün olmamış.çukur içersinde beklemede .Selin gücünü anlamanız için bunu anlatıyorum.Kesilmemiş olan koca köklere rağmen sel suyu koca ceviz ağacını köklerini kopararak o çukurdan çıkarmış bir kilometre uzakta  bir tarlanın ortasına bırakmış,Gücü ün derecesini anlayabilmeniz zor değil.Son aylarda Karadeniz  bölgesin dede  benzeri sel felaketleri oldu evleri birkaç metre uzağa taşıyabildi.tv den izledik

İnsan ister istemez etkileniyor.Ben sel suyunun gücü konusunda söylenenlere  pek inanmazdım.Ama öğretmenlik yaptığım bir köyde sel suları taşlara birkaç cm olmasına  karşın taşların yuvarlandığı gördüğümde  gözlerime inanamadım.Doğanın gücü hangi yollarla insanoğluna yaşatılacak hiç belli olmuyor.Uğradığımız sel baskını da  yaşantımızın parçalarından biridir.Bir sürü emek birkaç dakika içinde ortadan kalkıyor,doğanın gücü ile başka ellere geçebiliyor.Sel baskını sonunda odun toplayan insanları görmüşüzdür çoğu kez.İşte bir taraf ağlarken  diğer taraf sevinebiliyor.Bu insanın doğasında var her halde.Sel baskını sonunda odun toplayan insanları görmüşüzdür çoğu kez.İşte bir taraf ağlarken  diğer taraf sevinebiliyor.Bu insanın doğasında var herhalde.Yaşamadığımız bazı olayları başkalarının yaşamalarına gülüp geçiyoruz gibi.Bir gün bizimde ağlayabileceğimiz bir türlü aklımıza gelmiyor.Bana göre bu davranış insanlık için büyük bir ayıptır.Bu ayıbı genç nesle aşılamak yada kavratmak lazım diye düşünüyorum.Hani eskiler derler ya*Biri yer biri bakar kıyamet ondan kopar* onu günümüz yaşantısına alırken iyi düşünmemiz gerekir diye düşünüyorum.Uçakla yolculuk edenle kağnı ile yada yaya yolculuk yapan arasında ki fark ne zaman insanoğlunu etkileyecek diye düşünüyorum.Uçakla gidip gelen  insanoğlu herkesinde kendisi gibi yolculuk yaptığını sanır .Ama öyle değildir.Her insanın yaşantısı başkadır.

İnsan ister istemez emeğinin bir karşılığını almak ister.O olgu onun yaşantısını  güçlendirecek,doğaya olan bağlılığını,saygınlığını artıracaktır.Tersi oluştuğunda tüm umutlarını yitirecektir.Çaresiz kalmak nedir ?Onu yaşayan bireyler yada toplumlar bilir.Yaşamayan bilmez..

Avrupa dan göç etmişsin.Anadolu sıcak bir duygu ile kucaklamış,Sıcak kanlı  insanlardır Anadolulular.Çok,hem de  çok güzel ilgi gördük.Çok büyük bir tarlasını bize çalışmak için veren ihtiyarı ve ailesini unutmak mümkün mü. İlkbaharın sıcağı altında günlerce tarlada zaman geçirmiş,toprağa  çok çekirdek atmışsın.Bunlar zamanla toprak altından dünyaya çok geçmeden herkes kendi cinsine göre kendini göstermiş.Onları gözün gibi koruyarak zamanında suyunu vermiş,çapasını yapmıştın.Yapraklar çoğalmış,dallı budaklı olan ses

Bize bitkileri yapraklar altında olanı adeta bir bakıma gözlerden günlerce gizleyerek büyütmüş.Sen hiç farkına varmıyorsun.Bir yaz akşamı batıdan yükselen yağmur bulutları öyle bir su boşaltıyor ki yer yüzüne miktarını saptamak mümkün değil.Karadeniz in dalgaları gibi yatağından çıkarak bizim diktiğimiz tüm kavun-karpuz,biber,domates,patlıcan, soğan ve diğerleri sel ile birlikte Karadeniz e yolculuğa çıkmış ellerini beline koyuyor ve olanları izliyorsun.Emeğini ve olanları değerlendiriyorsun.Geride kalanlarla ne yapabilirsin.Emeğin hiç olmazsa bir bölümünü kalanla karşılama olanağı bulabilir miyim diye düşünüyorsun.İlk akla gelen kavundan ve karpuzdan yeterince pekmez yapabilir misin önerilerini değerlendiriyorsun.,Görenler  aaa çekiyorlar.Karpuz ve kavundan pekmez yapıldığını duymamışlar,hatta yapmamışlar,Onlar yöre halkı için bir ilk adeta.Birkaç günlük satış sonrasında kışlık tüketimi karşılayacak kadar arpa buğday gelmiş satışlardan.Yaradan bir yandan alıyor öbür yandan başka bir yolla kolaylık sağlıyor.İnsan çalışırsa aç kalmıyor.Yeter ki önce sağlıklı olmak daha sonrada o sağlığı kullanarak gelir sağlamak.İnsan isterse bir çözüm bulabiliyor.Ağlamakla sızlanmakla sorunların çözülmeyeceğini o yaşta anlamıştım diyebilirim.

Tarla sahibinin bize işletmek üzere verdiği tarla dışında tarlası da vardı elbette.Bizim tarım yaptığımız tarla ona bir ek gelir oluyordu.Bize ise büyük bir destek.O kışın bol ,bol karpuz pekmezi yedik diyebilirim.Pekmez bal renginde ve çok tatlı olmayan bir türde.İnsanı yediğinde rahatsız etmiyor.Oysa  o tarihlerde şeker hastalığı zaten bilinmiyordu.Belki tıp biliyordu ama kırsal alana henüz ulaşmamıştı.Anadolu köylüsünün en büyük dayanağı pekmez ile yoğurttu Şimdi ki gibi tavuk ciğeri yada beyaz et yoktu.Kesilen bir tavuk yada horozun ciğeri ile taşlığını bana ayırırdı anam..Beni biraz diğer kardeşlerimden farklı buluyordu.Bu bana göre bir ana duyumları çok önemlidir.Ana evladı ile en çok ilgilenen bir dehadır bana göre.Durup dururken analık hakkımı helal etmem derler anneler,Her nedense.Kendilerine ilginin azlığını böylece aktarmış olurlar.Süs olsun diye cennet anaların ayağı altında sözü söylenmemiştir.Bir gerçeği unutmamak gerekir.Ana canlıların en kutsal yaratığıdır.

O dönemde devlet afetlerle ilgili herhangi bir yardımda bulunamıyordu.Neden bulunamadığını konusu ise devletin kaynakları ancak zorunlu olan hallerde kullanılabiliyordu.Bu tür afetlere yurttaşların yapacağı katkıların unutulur cinsten olamayacağı,yardımın  vatandaşların insani duygularının bir gereği olduğunu söylersem yanılmış olmam.

Üretilen sebzelerin sel suları ile Kara  Denize ulaşması sonrasında köy halkının ve yöre sakinlerinin yardımları ile mağdur olmaktan olduğunca kurtulduk diyebilirim. İnsanımızın yardımseverliği tarihten günümüze dek aktarılmış en önde gelen vasıflardandır.Olayları yaşayamayanların pek anlayamayacağı bu tür olayların ülkemizde sık, sık tekrarlanmaması dileğimi de iletmek isterim.

Be Sociable, Share!

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *