muslumtunaboylu@hotmail.com

Okurlarımla bugün geçmişe bir gezinti yapmak istiyorum.Benim  yaşımda olanlarla,bana yakın bir geçmişi tanıyanlar için belki gereksiz gibi görünse de genç kuşak için hiçte öyle değil.Geçmişin acıları ile tatlılarını genç kuşak ancak buna benzer yazılarla paylaşabilecekler.Bu sözcükleri kullanırken çok dikkat etmem gerektiğini iyi bilen  eğitimcilerden biriyim.Genç kuşağın beni anlayacağına inanıyor,güveniyorum.Onlardan da gelecek kuşağa bazı anımsatmaları yapmalarının yararlı olacağını  düşünüyorum.

İnsan beyni birden tüm becerileri uygulamaya sahip değildir.Teknolojinin gelişmişliğine bir göz attığımızda insan beyninin neleri üretmeye muktedir olduğunu hemen anlayabiliriz.

İnsanoğlu bir zamanlar mağaralarda yaşamını sürdürdü.Doğa sanki insana önce mağarayı uygun görmüş gibi bir anlam çıkarılabilir.Aslında öyle olmaması gerekir.Yaşamın başlangıcı olarak mağarayı göz önüne alırsak,teknolojik gelişmeleri daha iyi değerlendirebiliriz.

Mağara ve göl üstü evlerini bir anımsayalım.Var olanlarla korunma önlemlerini görürüz hemen.Belgelerle konuşma olasılıkları hep ilk dönemlere aittir.Beş duyunun o günün koşullarına göre kullanılması insan için ne kadar önemli ise bugünde öyledir.

Toprakla suyu karıştırarak elde edilen çamurun kurutularak kerpiç haline dönüştürülmesi öyle kolayca oluşmamıştır.Doğanın iklimlerinden korunmak için değişik önlemler alınması zorunluluğu vardır.Mağara ve su üstü evlerden sonra kerpiç evlerin yapıldığına tanık oluruz.Bugün ile bir değerlendirmeyi dikkate alırken o dönemin insanlarını becerisizlikle,bilgisizlikle suçlamamalıyız.Onlar hayatta kalabilmek için çok değişik tedbirler almayı ihmal etmemişlerdir.

Ekvator bölgesi ile kuzey ve güney kutuplarının ayrıcalıklarını düşünürsek insanoğlunun doğa ile olan mücadelesinin farklıkları ortaya çıkar,bilgi ve beceri insanoğluna yaratılışında verilmiştir.İnsan zamanı geldikçe onları kullanır.İnsanlar davranışları ile birbirlerini farkına varmadan bilgilendirirler.Beceriler ise görme duyusunun normal bir gözlemlemesi sonucu kendini gösterir.

İnsanoğlu,kerpiç evlerden,taşlı,tuğlalı,kiremitli evlere,günümüzde de tek katlılardan çok katlılara ulaşıldığını görüyoruz.Yükseklere çıkabilmek için merdivenler ,şimdide asansörleri görüyoruz.Bu becerilere ulaşmak için insanoğlu akla hayale gelmeyen güçlüklerle karşılaşmıştır,İnsanda ki mücadele azmi tüm güçlükleri yenmeyi başardığını görmek bizleri sevindirmektedir.

Dünyaya gelişle gidişi dikkate alırsak ,yaşadıkça nelerle karşılaştığımızın bir değerlendirmesini yapabiliriz.Geriye dönüp bakmaz isek  kat ettiğimiz yolun boyutunu bilmemiz olanaksızdır.

Geçmişimiz geleceğimiz için bize bir ışık sağlayabiliyorsa mutlu olabiliriz.Gelişmişlik,aydınlık,güzellik,özgürlük,bağımsızlık,hak,adalet duyguları,örf ve adetlerimiz,önce kendimize iğneyi batırmayı denedikten sonra karşımızdakini çuvaldız lamalıyız.Rabbena hep bana dememeliyiz.Uçakla yolculuğu yalnız kendimiz için tercih etmemeliyiz.

Yukarda işaret ettiğim  insanoğlunun vasıflarından bazılarıdır.Mutlu olabilmenin yolu bazı olumsuzlukları yenmememize bağlıdır.Geçmişi küçük görmek bizi mutlu eden bir  unsur olmamalıdır.

Devletin eğitim kuruluşlarında aldığım görevler dışında 30 yılı aşkın basın hayatımda yerel yönetiminde görev alanlarla  sorunları yakından paylaştım.

Çorum,ülkenin çoğu yerinde bulunmayan güzelliklere,doğaya,tarihi varlıklara sahiptir.1960 yılından sonra Çorum da hissedilir gelişmeler olmuştur.Konukseverliğimizin öne çıktığını düşünürsek,bazı projelerin uygulanmasında dün gibi sıkıntı çekilmemektedir.Bunu söylerken de yeni bazı projelere ihtiyaç duyulduğunu sezinletirken,”SU UYUR DÜŞMAN UYUMAZ” diyor,beni okuduğunuz için teşekkür ediyor,saygılar sunuyorum.Müslüm Tunaboylu

 

Be Sociable, Share!

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *